Bağış ve Yardım

BİZE ULAŞIN
(0216) 344 41 35

Tedavüldeki Kitaplar – Dr. Necdet Subaşı

Tedavüldeki Kitaplar – Dr. Necdet Subaşı

 

“Ben 2015’e kadar da doğrusu bu tür analizler ya da geriye gidişler sorgulamalarla pek arası olan biri değildim. Akademinin içinde daha keyif verici işler yapıyordum. Akademinin her şeyi kurtaracağına ve bizi kurtaracağına inancım sonsuzdu. Bugün de öyle inanmıyorum. Çok özel kaygılarım var akademi hususunda.

Benim tedavüldeki kitaplar aslında daha çok İslamcı, dini, muhafazakar, dindar hatta biraz zorlayarak sağcı gibi bağlamlarda büyüyen insanların özellikle gelişme süreçlerinde takip ettiği kitaplarla ilgili bir analiz denemesi. Burada ele aldığım kitapların hiçbir şekilde 3. Şahısları hikayeye, herhangi bir arkadaşımı hikayeye dahil etmedim. Daha çok kendi kişisel gelişme mecralarım üzerinden ilerledim. Siz ister İslamcı, ister muhafazakar deyin; bu süreçten geçen birinin hangi kitapları, hangi arada okuduğunu ve bu kitapların kendi düşünsel dünyasında ne tür katkılar ürettiğini ve ne tür yaralar açtığını ben şahsen burada anlatmaya çalıştım.

İçinden geçtiğimiz süreçleri, yaşadığımız alt-üst oluşları, maruz kaldığımız şiddeti düşünsel darboğazlarımızı anlatacak bir şey yapabilir miyim diye düşündüm. Açıkçası doğrudan bunları yazabilecek sahip değilim. Biraz sıkıntı da yaratmayacak bir şey olsun istedim. Kendi hayatımdaki belli başlı dönüm noktalarını, bazı tanıklıklarını, bir anıya-biyografiye çevirmeden, oturup anlatayım dedim.

Bizim jenerasyonun arkeolojik olarak incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Ben 60 darbesinin içinde doğdum. Kendimi çocukluk evrelerinden kopmaya başladığımda herkes Menderesi konuşurdu. 70’lerde 12 Mart’a denk geldim. Komünizm, anti-komünizm, Müslüman, şu-bu kavramlarla 12 Martta çok aktif olarak tanıştım. Hatta Milli Nizamcı, Milli Selametyçi kavramlarıyla tanıştık. 80’de artık tanışma safhalarını geçip doğrudan işin içine dahil olacağımız o meşhur 12 Eylül Darbesi bizim üzerimize geldi. Arkasından 28 Şubat. Birde 15 Temmuz gibi bir darbe dönemine tanıklık ettik.

Bütün bunların kişisel dünyamızda ve düşüncelerimizin gelişiminde etkisinin olmayacağı düşünülemez. Mesela hayatımızda 12 Martı yaşayanların dünya görüşünde ne tür farklılaşmalar oldu? 12 Eylül’ü ben bir öğrenci olarak yaşadım. Üniversite 1’den 2’ye geçmiştim. Darbe olduğunda bu darbenin muhataplarının babamlar değil, biz olduğunu anlamıştık. Böylesi durumlarda böylesi kuşak tehditi kendisi üzerinde görmüyor, olsa olsa babama bir şey olur, diyorduk.  İşte tüm bu süreçlerde bizleri inşa eden kitapların sürekli olarak kendinizi sorgulamaya iten bir tarafı olduğunu, o an göremiyorsunuz.”